Dijitalleşen iş hayatı ve LinkedIn gibi profesyonel sosyal ağlar ne kadar ününe gölge düşürmüş gibi görünse de kartvizitler doğru kullanıldığında hiç beklenmedik bir kariyer merdiveninin ilk basamağı ya da hayalinizdeki şirkete açılan kapının sihirli anahtarına dönüşebilirler. Peki nasıl olacak bu?

İlk olarak kartvizit alışverişini oldukça ciddiye almamız gerekiyor. Nerede, hangi koşulda alındığı unutulup cüzdanın derinliklerine sıkıştırılmış bir kartvizitin elbette bize bir faydası olmayacaktır. Kartvizitini alacağımız kişiyi oldukça iyi tanıyarak başlamalıyız işe. Şirketteki pozisyonu, kaç yıldır o şirkette olduğu gibi detaylara zaten basit bir Google aramasıyla ya da kartviziti okuyarak ulaşabiliriz. O yüzden bizi kartvizitin paylaşıldığı diğer kişilerden farklı kılacak bilgiler oldukça önemli. Önemli bir iş toplantısında dahi birkaç dakikalık konudan sapmanın hoş görüldüğünü göz önünde bulundurursak gönül rahatlığıyla kendinizle ilgili kişisel birkaç detay paylaşarak karşınızdaki kişiyi de bunu yapmaya sevk edebilirsiniz. Örneğin sevdiği herhangi bir yemeği öğrenmek, hoşlandığı müzik tarzi hakkında fikir sahibi olmak ya da en basitinden henüz 3 yaşındaki kızının çilekli dondurmalara bayıldığını gözden kaçırmamak… Tüm bunlar basit gibi görünse de fazlasıyla önemli detaylar. Oldukça olumlu geçen bir sohbetten sonra kartviziti aldık ve ortamdan ayrıldık. Şimdi sıra kartviziti düzenlemede:

Kartvizitin her köşesi bizim için çok önemli; sağ üst köşeye tarihi, sol üst köşeye ortamı, sağ alt köşeye buluşma sebebimizi ya da karşılaştığımız etkinlik adını ve son olarak da sol alt köşeye o kişi ile ilgili küçük bir detay yazıp kartviziti cüzdanımıza koyabiliriz. Bu şekilde düzenlenmiş bir kartvizit üzerinden yıllar geçse de artık sıradan bir kağıt parçası olmaktan çıkıp bizim için bir anlam ifade eden bir anıya dönüşmüş olarak duracaktır cüzdanımızda. Kartviziti doğru şekilde aldık ve düzenleyerek cüzdanımızda taşımaya başladık. Ya sonraki adım?

En temel sorunlarımızdan biri çevremizdeki insanları ve profesyonel bağlantılarımızı onlara ihtiyaç duymadığımız sürece arayıp sormuyor oluşumuz. Bu o denli büyük bir sorun ki uzun süre hatırlamamanın verdiği mahçubiyet nedeniyle ihtiyaç duyduğumuz anlarda da bu bağlantılarımızı kullanamıyoruz. Bu nedenle kartvizit havuzumuzdaki kişilerin e-posta adreslerini adres defterimize eklememiz ve özel günlerde hatırladığımızı göstermemiz oldukça önemli. Eğer o kişi sizin için sıradan bir email’den fazlasını ifade ediyorsa bir bayramda arayıp hal hatır sormanız kesinlikle bir eksi değil hatta sizin için bir artı olacaktır. Tabii bu aramada elimizdeki detayı kullanabileceğimiz bir konuşma sürdürmek de çok önemli. “Küçük kızınız da iyidir umarım, adı Selin’di değil mi? Yanlış hatırlamıyorumdur umarım. Yelkene olan ilginiz beni gerçekten çok etkilemişti,  uygun bir vakitte birlikte açılmayı ya da bu konu üzerine sohbet etmeyi gerçekten çok isterim. Geçen gün X at çiftliğindeydim, siz de orada binicilik kursları alıyordunuz değil mi? Belki karşılaşırız bir dahaki sefere.” Bunlar o kişiye sizin onu iş dışında da önemseyerek dinlediğinizi gösteren detaylar olduğu için büyük ihtimalle ilgisini çekecektir v kim bilir belki bir dahaki konuşmanızda o da sizinle ilgili bir detayı hatırlıyor olur. İş dışında da bağlantıda olduğumuz insanlar oldukları için kariyerimiz ile ilgili sorularımızı, ricalarımızı ve hatta kafa karışıklıklarımızı da gönül rahatlığıyla paylaşabiliriz bu insanlarla. Elbette doğru insanla doğru konuyu konuşmak da çok önemli. Unutmayalım kartvizitleri değerli kılan sahibinin üzerine yazdığı bilgiler değil sizin ondan edindiğiniz bilgilerdir.

Betül Pehlivan – RK 5.dönem katılımcısı