Bu yazıda akademik ve kurumsal arası kalanlara ikisinin ortası nasıl olabilir diye tarif e​tmeye çalışacağım​. ​Yüksek lisansa kariyer.net üzerinden başvuran birisi olarak sanırım hikayeyi biraz daha geriye sarmamda fayda var. Mezuniyetin hemen öncesine gelelim. İTÜ’de Uzay Mühendisliği bölümünden hazırlık artı 5 yılda zar zor mezun olmuştum. Okul döneminde birçok teknik projede aktif rol almıştım, birkaç şirketin ve hocalarımın projelerinde ​görev aldığım için işe yerleşme konusunda kendime güveniyordum. Bu anlamda yaptığım en büyük hata “Diplomayı alana kadar hiç iş başvurusu yapmayacağım.” şeklinde şimdi düşündüğümde saçma gelen bir görüşe inanıyor olmamdı. Şimdi son sınıfta olan arkadaşlarıma ilk önerim mezuniyetten 3-4 ay önce kariyer sitelerindeki profillerinizi mezun olarak güncelleyerek başvurmaları oluyor. Kendi açımdan konuşacak olursam savunma sanayi firmalarında işe girme süreci ​genellikle ​5-6 ay kadar sürüyor. Kurumsal firmalarda da genelde arkadaşlarımdan duyduğum kadarı ile mülakat süreci 2 aydan az olan firma çok az. O yüzden özellikle süzgeçlerden kurtulmak için mezuniyete birkaç ay kala mezun diye işaretlemek boşlukta kalmak duygusundan sizi biraz daha kurtarabilir( CV’niz o koca havuzdan çıkıp incelendikten sonra, arandığınız anda durumu belirtmekte fayda var çünkü 15 gün içinde iş başı yapacak personel arayan firmalarda var.). Yada son sınıfta Kariyer Günü etkinliklerine aktif katılmakta mezuniyet öncesinde başlayarak süreci​nizi​ optimize edebilirsiniz.

Kendi hikayeme geri dönersek dediğim gibi diplomayı aldıktan sonra Ankara’da bir savunma sanayi firması ile daha önceden iletişimimiz olduğu için hemen bir arkadaşımla beraber mail attık ve 3 gün sonrasına görüşmeye çağrıldık. Mülakat güzel geçti sonra uzun bir süre 2. mülakatı bekledim fakat boş kalınca çok sıkılmaya başladım ve sonrasında tabiri caizse Allah ne verdiyse ilanların alayına başvurdum. Sırf tecrübe ve değişiklik olsun diye hayatta çalışmayacağımı düşündüğüm firmalara bile başvurarak mülakatlarına gittim. Detayına girersem yazı çok uzar ama eğer karşınızda tecrübeli bir İK ve teknik personel varsa kendinizi ona bırakın zaten iş için uyumlu olup olmadığınız anlaşılıyor, teknik ve grup mülakatları ayrıca size bir konu verip 3-4 gün sonra sunum​ yapmak ise​ bambaşka birer tecrübe. Kesinlikle dersler gibi değil. Size sayılar olan sorular sormak yerine tamamen yorum yapacağınız şekilde yönlendirmeleri, kendileri yanlışı söyleyerek sizi test etmeleri, bazen babacan tavırlarla takıldığınızda sizi yönlendirmeleri okuldan sonra oldukça farklı gelmişti. Yaklaşık 3 ay içinde 9-10 farklı şirketle görüştüm.  Sadece 1 tanesinden red cevabı aldım. Oda daha ilk başta telefonda İngilizce mülakat yaparken gereksiz bir heyecana kapılıp tıkandığım içindi. Birkaç firma​ benimle çalışmak isteyip,​​​ şartlar​ı​ sunulduğunda ​ise aslında işin bana uygun olmadığını düşündüm, bazılarında da o hantal süreç hala devam ediyordu ​belki de​ son bir iki haftası kalmıştı.​ Benim çalışmaya sıcak bakacağım savunma sanayisindeki öncü firmalardan birinin beni kabul ettiğini söylemesi yaklaşık 5 ay sürdü​. Bende ​orada ​çalışmak istediğimden ve Ankara’da olduğu için artık oradan ev bakıyordum. Ve o telefon geldi…
Arayan Özyeğin Üniversitesinde şu an halen çalıştığım hocamdı. Kariyer.net üzerinden​ başvurduğum​ Özyeğin üniversitesinde hem yüksek lisans yapacak, hem az zamanlı asistanlık, hemde otomotiv üzerine TÜBİTAK projesinde çalışacak öğrenci arayan ilanla ilgili olduğunu hatırladım. Ben bu ilanı çok önceden İTÜ’deki duyurularda da görmüştüm. Telefonda kısa bir görüşme yaptıktan sonra benden detaylı özgeçmiş, dil ve ALES sınavının sonuçlarını istedi ve bir kaç güne beni arayacağını söyledi. O arada bende araba nedir, dizel motor nedir, enjektör nedir diye bakarak geçirdim. ​Çok ilgimi çeken konular değildi hemde ehliyetim bile olmadığı için neredeyse otomotiv konusunda sıfırdım. Bir kaç gün sonra akşam arandım ve kabul edersem bursumun onaylanması için sınav sonuçlarımın taranmış halini sabaha kadar göndermem istendi. Bende öyle bir durum varsa geceden yollarım sonra yola çıkarım sabah yüzyüze görüşürüz diye düşündüm ve yola çıktım. Sabah Özyeğin’e vardığımda mülakat gibi görüşmeye başladık. Sonradan öğrendiğim kadarıyla ben görüşmeyi yaparken ​o anda ​okulun yönetim kurulunda bursum​ görüşülüyormuş.

Tüm evrak ve onay işlemleri 3-4 günde tamamlandı ve ben hiç aklımdan geçmeyecek bir alanda yüksek lisansa başladım. Aynı zamanda TUBİTAK tarafından fonlanan Özyeğin Üniversitesi ve FORD OTOSAN ile birlikte yürütülen bir projede işe başladım. Kurumsal hayatı sadece 1 ay stajımda tecrübe etmiştim o yüzden kurumsal şirkette mesaili çalışmak nasıldır, açıkçası çok bilmiyorum, bildiğim kısmı ise gerçekten bana göre olmadığı.​ ​ Üniversitede hoca yanında asistanlık konularına gelince her hocanın kendine göre bir çalışma ve çalıştırma disiplini var. Kimisi öğrencilerinin mesai saatlerinde okulda olmasını beklerken kimisi öğrencisinin işini yaptığı sürece nerede ne zaman yaptığı ile ilgilenmiyor. Bence benim yaşamım esnek çalışma saatlerinin tam karşılığı 🙂 sabah 10 da gidip öğle 3te çıktığım zaman olduğu gibi iş yoğunluğuna yada yetişmesi gereken işlere göre 3-4 gün üst üste günde yemek ve uykuya​ sadece​ 4-5 saat ayırıp durmadan çalıştığım zamanlarda oluyor.

Onun dışında bir avantajı da araştırma ve tasarım üzerine çalıştığım için her gün aynı işi tekrar tekrar yapmıyorsunuz. Yani sıkıcı gelmiyor sürekli üzerine ve kendinize yeni bişiler katıyorsunuz. Zaten üniversite ortamını hepiniz bildiğiniz için ​k​ampüs içinde yaşamak insana her zaman kendini geliştirme fırsatları sunuyor. ​ ​​Daha başka aklınıza takılan sorular olursa da bana nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuz. ​

Saygılarımla

Ayhan Yağcı