Sosyal Fayda Zirvesi

RK’da Sanat – Benay Gözkaman

RK’da Sanat – Serim Berke Yarar

RK’yı Cansu’dan dinleyelim

Merhabalar,

Ben Renkli Kampüs 2. Dönem mezunu ve Turuncu Ekip çalışanı, ara sıra modüllerin Fotoğraf Gönüllüsü, 1 defalık modül konuşmacısı mezun takımından, son 3-4 dönemdir Yeni Ufuklar amatör yelken, yeni dönemde ise Genç Konuşmacılar grubundan Cansu Türkkan. Konu RK Deneyiminiz olunca, bir cümlelik özeti bu RK Deneyimimin.

İstatistik vermek kolay, ama sayılara hislerini ve dostlarını sığdıramıyorsun. Ben kimim, nerede ve kimlerle nasıl oluyormuşum sorularına farklı farklı cevaplar almanın şaşkınlık dolu küçük heyecanlarının yanı sıra, ister çıkıp 30-40 kişiye sunum yapmak, ister dikkatleri çekmek için mikrofona öhöm’lemek ya da mezunlar olarak bir modülü organize etmek olsun, yeni bir şeyler yapmanın verdiği insanlık için küçük ama benim için büyük heyecanları duydum. Bir buçuk seneyi buldu yelken yapıyorsunuz bunu nasıl bilmezsiniz azarlarında göz göze gelinen, mahcup olunsa da ister istemez komik bulunan anlar; başka illerden gelen helvalar, lokumlar, böreklerle yarış teknesinde yapılan Türkiye’nin gördüğü en lüks kabul günü ortamları; marinanın tanınmadık köşelerinden de ellerinde çatalla gelenlerin bulunduğu cheesecakeli doğum günü kutlamaları gibilerinde de keyfi ve neşeyi duydum. Çoğu zaman ofisteyken yazdığım, o yüzden de işten soluklanayım hevesiyle goygoyunu bol koyduğum İş Fırsatı ilanlarımızda kabul ediyorum hep çok eğlendim. Hayatımda büyüdüm dediğim bir aralık varsa Renkli Kampüs tam ona denk geldi benim için, ve o yüzden de tabii yaparım’larla aldığım görevlere ne günümde ne beynimde zaman bulamadığım ama iç sesimin kulağıma ‘zaman yaratmıyor olmayasın?’ diye kinayeli kinayeli fısıldadığı anlarda da stres ve kendine kızgınlığın baş gösterdiği oldu. İşte bu sıralarda da, hepsine dost dediğim pek çok Renkli Kampüslüyle beraberdim. Beraber heyecan, beraber sorumluluk, beraber mahcubiyet, beraber keyif, neşe ve eğlence…ve de şimdiye kadar kimseyle paylaşmadımsa da eminim ki mutlaka beraber kendine kızma ve ders çıkarma.

Peki, okuldan aslen mezun, ancak halen yandal programını bitirmek üzere haftada iki defa okula giden bir üniversite öğrencisi/çalışan olarak katıldığım Renkli Kampüs’den ben ne beklemiştim, ne almaya devam ediyorum ve ne vermek istiyorum?

Toplumun neyi, neden yaptığı ve neleri yapma kapasitesine sahip olduğu son derece merakını uyandıran biri olunca yandalın bana verdiği yetkiye dayanarak sosyolojiyle kısa süreli, düzeyli bir ilişkim oldu. Gelecekte eğitim hayatına devam edersem de yine sosyolojinin alt dallarıyla haşır neşir olurum. Fakat biraz da Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayın.” sözlerinin aklımda ettiği yerle, aslında toplumun tanıma fırsatını hem az bulduğum hem az yarattığım bir kısmına dair çok az bilgi sahibi olduğumu fark ettim. Öte yandan bununla hiç ilgisi olmamakla beraber hayatımın resmen her köşesinde benimle beraber olan annemin işini devralma, yani çalışma ve iş hayatı, yani liderlik konusu vardı aklımda. Böyle olunca Renkli Kampüs biçilmiş kaftandı.

Bu iki meselede de Renkli Kampüs’ün tam olarak kelimelere dökmeyi güç bulsam da bana çok şey öğrettiğini, çok şey kattığını düşünüyorum ama asla bitmiş değil, çünkü öğrenmeye devam ettiğimi Genç Renkler’le yaptığımız her toplantıda yeniden fark ediyorum. O yüzden de Renkli Kampüs bana şu ana kadar en çok ben yolunda öğretmen oldu, olmaya da devam ediyor.

Ne vermek istediğimse katıldığım günden bu güne yavaş yavaş evrimleşen bir konu. Önce sadece iş gücümü verebileceğimi düşündüğüm için modül fotoğrafçılığıydı, sonra daha fazla vaktimi verebileceğimi düşündüğüm için Genç Renkler oldu ve hala da türevleriyle süregeliyor. Bu türevlerden bir gün daha fazla sorumluluk, daha fazla yön vericilik doğmak isteyebileceğini de ancak tahmin edebiliyorum. Yani sözün özü, ben Renkli Kampüs’den kendime bir şeyler aldıkça ama eşdeğer ama değil, bir şeyler de geri vermeye çalışıyorum.

Son olarak, Renkli Kampüs deneyimimi şununla özetlemek istiyorum; Gökkuşağı yedi ana renkten oluşur diye bilirdim ama aslında yedisinden her birinin de onlarca gökkuşağı olacak kadar bereketli olduğunu öğrendim. Yağmurdan sonra güneş açınca biz bir tek o yediliyi görüyoruz diye etrafındaki dünyayı yedi tanecik renge boyayanların çok fakir, bizimse çok zengin olduğumuzu öğrendim,            çünkü farklılıklarımız bizim zenginliğimiz.

Sevgiler,

Cansu Türkkan

RK 2. Dönem Mezunu