Çorbada Bizim De Tuzumuz Var!

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’yle sosyal medya aracılığıyla tanıştım. Önce bireysel gittim ardından Renkli Kampüs’teki arkadaşlarımla grup halinde gitmeye başladım. Vicdan rahatsızlığı insanın en dayanamayacağı rahatsızlığı. İmkan ve ortam varken bir işin  ucundan tutmamanın ağırlığı çok ezici. Çorbada Tuzun Olsun’da sokakta yaşayan arkadaşlarımız için yaptığımız en küçük şey toplum olarak, aynı sokağı paylaşan insanlar olarak bizi birbirimize bağlıyor. ÇTO’a Renkli Kampüs olarak haftada en az bir gün gitmeye çalışıyoruz. 18.30 gibi o gün dağıtılacak başta çorba(hergün kesin var), varsa ek olarak pilav, tatlıları paketlemelerine yardımcı oluyoruz. Bu malzemeler taşınabilir çantalara konuyor. Ardından çorba kazanlarının yıkanması, ortalığın temizlenmesi gibi işlere yardımcı oluyoruz ya da o an yapılması gerekli olan herhangibir şeye. Saat 20.00 gibi topluca gönüllülere derneğin misyonu, nasıl çalıştığı, o gün neleri nasıl yapmamız gerektiğinin anlatıldığı oryantasyonu dinliyoruz ve  tüm gönüllüler 3 rotaya(İstiklal-Gezi parkı-Roma parkı) ayrılıyor ve çantalar elimizde yürüyerek bu rotalarda karşılaştığımız dostlarımıza çorbalarını (dernektekilerin deyimiyle: umutlarını) veriyoruz. Çünkü dağıtılan çorbalar sadece günü kurtarmak amaçlı değil insanların uzun dönemli toplumla buluşabilmelerini, topluma karışabilmelerini sağlamaya yönelik. Rota tamamlandığında derneğe geri dönüyoruz. Çorbaya ek dernekte farklı çalışma alanları da var. İnsani yardım, çocuklar için çalışan bir bölüm gibi. İlgi alanlarımıza göre herhangibir alanda da yardımcı olabiliyoruz. Yani çalışmak isteyen için iş çok.

Haftanın birkaç günü yaptığımız faaliyetler muhakkak yeterli değil ama bir yerden başlamış olmak, sokakta ya da dernekte yeni insanlarla, yeni fikirlerle tanışmak çok iyi geliyor. Bunu Renkli Kampüs gibi farkındalık, eşitlik temelli bir platform aracılığıyla grupça yapmak da ayrıca değerli.

Esra Ğayretli.