Karşılık beklemeden bir sorunun çözümü için çaba harcamaktır gönüllülük.  Tamamen kendi isteğinizle, zorlamadan yapılabilecek bir şey. Ben de bu konuda çalışmayı, bazı konularda uğraş vermeyi çok seviyorum ve sürekli yeni alanlar arıyorum. Rastlantı eseri karşılaşıp en sevdiğim fikir ise evsizlere çorba dağıtımı.

Yaklaşık altı ay önce internette gezinirken Çorbada Tuzun Olsun diye bir derneğe rastladım. Bu dernek evsizleri topluma geri kazandırmak için çalışmalar yapıyor ve çorbayı da bu konuda bir araç olarak kullanıyor. Her akşam Taksim bölgesindeki Gezi parkı, İstiklal ve Roma parkı rotalarında evsiz insanlara çorba dağıtıyorlar ve bunu her akşam farklı insanlarla 365 gün boyunca yapıyorlar. Bu çok ilgimi çekti ve hemen bir sonraki akşam gittim derneğe. Önce çorba pişiriliyor ve paketleniyor. Çorba diyorum ama bazı günlerde pilav, meyve, tatlı gibi başka yiyecekler de olabiliyor. Paketleme de bittikten sonra yarım saatlik oryantasyon süreci başlıyor. Burada da 3 yıllık dağıtım sürecinde deneyimlerle oluşan kural ve hassasiyetler gönüllülere aktarılıyor. Toplam gönüllü sayısı 3 rotaya ayrıldıktan sonra dağıtıma başlanıyor. Elinizdeki çantalarla rotadaki evsizlere tek tek uğruyor ve onlara çorba veriyorsunuz. Dağıtımdan sonra da derneğe geliyor ve sonrasında dağılabiliyorsunuz. Süre olarak 18.30 ve 21.45 arası yetiyor diyebilirim.

Açıkcası ilk başlarda çok tedirgindim ancak alıştığımda çok mutluydum böyle bir dernekle tanıştığıma. Öncelikle gerçekten düşüncelerimi ve toplumumuzu sorguladım. Bu bende çok fazla çöküş etkisi yarattı. Çünkü her gün yanlarından bakmadan geçtiğimiz insanların çok farklı hikayeleri varmış meğerse.

Bu kadar etkilendiğimde ”Neden arkadaşlarımı çağırmıyorum?” diye bir düşünce oluştu aklımda. Hem gönüllü olmuş olurlar hem de bir farkındalık yaratmış olurum diye düşündüm. Önce çevremdeki arkadaşlarıma haber verdim. Sonra da en çok içinde bulunduğum Renkli Kampüs’e  ve okulumdaki kulübe de haber vereyim istedim. İlk başlarda herkes “Abi tamam da güvenlik konusunda bir sıkıntı çıkmaz değil mi?” diye sordu. Hem toplu dağıttığımızı hem de 3 yıldır çok az sıkıntı yaşandığını söylediğimde herkes rahatladı ve geldi. Daha sonra “Neden bunu sürekli yapmayayım?” diye düşündüm ve her hafta bir gün belirleyip herkesi çağırmaya karar verdim. Şimdi baktığımda yaklaşık 4 ay olmuş ve toplamda 50’ye yakın farklı kişi gönüllü olmuş. Ve sağolsun arkadaşlarım sahiplendi ve bu devam edecek. Ufak da olsa bir farkındalık yaratmak mutluluk verici.

Umarım herkes ötekileştirmek yerine aynı toplumun parçası olduğumuzu ve birlikte yaşadığımızı hatırlar. Sevgiyle Kalın.

 

Berkay ALAN