Erasmus deneyimi / Güney Kore

3. sınıfımın 2. dönemini Güney Kore’nin başkenti Seoul’de Chung Ang University’de okudum. Exchange, hibe verilmediğinden çok öğrencinin başvurmadığı bir programdı. Erasmus’a yöneliyordu birçok arkadaşım. Avrupa’yı düşük bütçeyle, kısa zamanlı da olsa ziyaret edebilirim düşüncesiyle çocukluğumdan beri en sevdiğim coğrafya olan Uzak Asya’ya yöneldim ve favori ülkem Güney Kore’deki üniversitedeki tek Türk öğrenci oldum. Yemek alışkanlıklarım (vejetaryen:) ve daha önce sadece 1 dönem yaşadığım yurt tecrübesi beni ev aramaya itti. Kendi ablam benden 1 sene önce aynı şekilde exchange olduğundan bağlantı bulmam zor olmadı. Otobüsle 15 dakikalık mesafedeki evimden okula giderken (çoğunlukla yürüyordum) turistik yerlerde karşılaşamayacağım güzellikleri ve günlük hayatı daha çok keşfedebildim diyebilirim. Bir şehri görmenin, gerçekten görmenin, keşfetmenin en iyi yolu sokaklarını arşınlamak, sokak aralarında kaybolmak, teyzeleriyle(ajumma) anlaşmaya çalışmak, yanlış otobüslere binmekten geçiyor. Gezme alışkanlığı ve tercihi tek başınalık, yavaşlık ve uzun süreli olan bir insanım. İlk yurtdışı deneyimim yalnız, 10 gün; 2.si de aynı şekilde yalnız 25 gün bir şehirde olduğunu söylersem yeterince aydınlatıcı olurum.Aynı şekilde tanıdığım kimse, benimle gelen bir arkadaşım olmadan gittiğim Kore hayatımda (4 ay) orda tanıştığım insanlarla zaman geçirdiğim, her şeyi, kendimi daha çok anlamaya, araştırmaya çalıştığım zamanlara dönüştü. Karış karış yürüdüğüm Seoul sokaklarında metro hatlarının sonuna, bilmediğim nehir kenarlarına ulaştım. Bir videoda kendi kendime “Allah’ım yine nereye geldim bilmiyorum, bu köprü inşallah bir yere varıyordur, şu ilerden uçak kalktı gimpo mu orası, burada ölmeyeyim nolur…” dediğim zamanlar var gecenin bir yarısı. Yurtdışına çıktığım hiçbir zaman hattımı değiştirmedim. Planlanan yere vaktinde vararak hiçbir sorun yaşamadım. Sadece kaybolup eve dönemediğim zamanlar arkadaşlarım endişeleniyordu o kadar. Hayatımın ilk para karşılığı işinde çalıştım. Gitmeden arkadaşımın yardımıyla bulduğum bir STK’da 3 ay kadar çalıştım. 3 gün okul, 2 gün iş. Ve iş öncesi-sonrası gezmeler. Direktörüm İngilizceyi zor konuşsa da her zaman beni gözeten, iyi beslenip beslenmediğimi düşünen, beni rahat ettirmeye çalışan, çok tatlı bir akrabaya dönüştü. İstanbul’a gelmesini bekliyorum rehberi olacağım. Tek başına olmanın faydalarından biri yeni tanıştığın insanlarla istediğin gibi, istediğin yere gidebilmek ki bu benim en sevdiğim şey. Yurtdışında güler yüzle sorulduğu takdirde her yere gidebilirim sanıyorum 😀 Bir gün metroda kitap okurken biri yazılı bir kağıt uzattı, yaptıkları faaliyetlerden bahseden ve beni davet eden. Uzun düşünmeye gerek yok tabi hemen kabul ettim. Dün tanıdığım birinin davetine hemen icabet etmem birçoğunu şaşırtmıştı. O gün Seoul’de ilk defa bir çocuk kütüphanesine gittim. Hem Korece hem İngilizce çocuk kitapları okudum. Leaders Club diye adlandırdıkları grupta farklı üniversitelerden hala düşündükçe ilham aldığım, konuşmaya devam ettiğim arkadaşlarımla tanıştım. Bazıları Kore’de bazıları Kanada’dalar şu an. Kore’de hayatımı, vizyonumu, çalışmalarımı değiştiren bir ders, sınıfım ve bir profesörüm oldu. ‘Women Studies’. Sınıftaki tek başörtülü/Müslüman kadın olmam ve geldiğim coğrafya ışıkları üstüme çevirmişti fakat bu konu akademik olarak daha önce çalışmadığım bir alandı. Hocama hayranlığım arttıkça, bildiklerimle 1 cm bile yükselemeyince daha çok okumaya, araştırmaya başladım, araştırdıkça daha çok ilgilendim, daha çok konuştum derslerde. Sınıfın uluslararasılığı, öğrencilerin kalitesi hayatımın en güzel derslerini yaşattı. Kore deyince belki de ilk akla gelen kpop, dramanın aksine Koreli arkadaşlarım beni Kore operasıyla, Yoon Dong Joo gibi muazzam şairleriyle, Kore hakkındaki sosyolojik çalışmalarla, sömürgecilikten kurtulmadaki bağımsızlık mücadeleleri ve aktivizmleriyle tanıştırdı. Hayatımda birçok ilkleri yaşadığım, türlü maceralar atlattığım müthiş bir 4 ay olsa da en büyük talihim tanıştığım insanlar oldu Kore’de. Endonezya’dan Avusturya’ya, Amerika’dan Vietnam’a kadar birçok yerde arkadaşlarım var artık ve onları ülkelerinde ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum ve uğraşıyorum. Ama tabi ki gitmek istediğim ve gitmeye uğraştığım ülkeler arasında birinci sıra daima Kore’nin^^ P.S. Kore’yi merak eden arkadaşlarım sadece kpop ve oppa/nunaları merak etmiyorsa benle iletişime geçebilirler. Daha çok konuşabilir, size kimbap yapabilirim. Foto: Kore Tarihi evleri önünde Hanbokla(Kore geleneksel kıyafeti) çekilmiş bir fotoğrafım.

ESRA GAYRETLİ

0 yorumlar

Yorumla


Bir Yorum Yazın