RK’da Sanat – Hayrettin Nida Küçük

Bugün biraz hayatımızdaki sanat faktöründen bahsetmek istiyorum. Resim,tiyatro heykel, müzik, edebiyat vb sanat etkinlikleri bunları icra eden insanlar için hem bir hobi hem de bir tutkudur. Mesleki değer taşımış ya da taşımamış olması bu ucu bucağı olmayan tutkuların önüne geçmemektedir. İnsan aslında sanatın gerektiği ilham kaynağının tam da merkezindedir. Yaşadığımız doğa emsali olmayan güzellikleriyle zaten sanatın kendisini bütün güzellikleriyle önümüze sermekte.İnsanın ihtiyacı olan tek şey bu güzelliklerin farkına varıp yorumlamaktan başka bir şey değil. Bunu yapabilmek için ne görmeye ne de duymaya ihtiyaç yoktur. Fikrime göre hissetmek ve hissettiklerini beyin süzgecinden geçirmek yeterli. Zaten sanatta insanın duygu ve fikirlerini dışarı vurması değil midir. Yani insanın ruhundan gelenlerin bir özeti. Ben de bu bahsettiğim sanat dallarından edebiyat ve müzik dallarına ilgi duyan bir birey olarak şunu söyleyebilirim ki yaptığım tüm çalışmaların sonunda kendimle daha çok gurur duyuyorum. Bunun nedeni tutkularımın peşinden koşup hissettiklerimi başarılı bir şekilde dışa vurabilmiş olmanın verdiği haz. İşte tüm bu sebeplerden dolayı sanat insanı dinç tutar, hayata sımsıkı sarılmanı sağlayacak bahane olur ve duygularını anlatmanın, resmetmeni sağlar. Yani insanı zincirlerinden koparır. Ruhunu özgürlüğe kavuşturur. Sanat engellerden bağımsızdır. Buna en büyük örnekler Aşık Veysel, Bethooven ve Ray Charles gibi isimlerdir.Gerekenler hayal gücü ve insanı insan olduğu için kabul eden bir zihniyettir.