Sanayi Devriminin Aşamaları

Endüstri 4.0 ya da 4. sanayi devrimi, birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerini ve üretim teknolojileri içeren kolektif bir terimdir. Yani sanayi devriminin 4. aşamasıdır. Endüstri 4.0’ı anlamak için geçmişte neler olduğunu, bu süreçte neler yapıldığını ve bu sürecin temellerinin nasıl atıldığını anlamalıyız. O zaman başlayalım.

300 yıl kadar geri gidersek yani 18.yy’dan önce insanlar üretebilmek adına kendi bedenlerini yani kas gücünü kullanıyorlardı. Bu yıllara kadar kas gücü kullanılarak birtakım şeyler (Çanak çömlek, çeşitli aletler, inşaat malzemeleri, tarım ürünleri) üretildi. Sadece kas gücü mü kullanıldı? Tabi ki hayır. Çeşitli hayvanlar, rüzgar ve suyun gücü de kullanıldı. 18.yy ortalarında Avrupa da bir sorun ortaya çıkmıştı. Birçok ülkeden insanlar farklı yerlerde koloniler kurdular. Birtakım sömürgeler yüzünden hammadde artışı oldu. Bu durum Avrupa ekonomisini canlandırdı ve insanların gelir seviyeleri artmış oldu. Gelir seviyesinin artışı yüzünden insanların tüketimleri de artmaya başladı. Bu durum Arz-Talep dengesizliğine neden oldu. 1740 yılında buhar ile çalışan ilk makine ortaya çıktı. Makinenin ortaya çıkmasıyla Endüstri 1.0 ortaya çıktı. Üretim çok şiddetli bir biçimde artmaya ve belirli oranda ucuzlamaya başladı. İnsanlar köylerden şehirlere göç etmeye başladı. Belirli ülkelerin nüfuslarında artışlar gözlendi. Bu durumda da Avrupa da çok güçlü bir işçi sınıfı ortaya çıktı. Bu sanayi devrimini yakalayabilen ülkeler zenginleşirken (ekonomik, askeri vb.) yakalayamayan ülkeler (Osmanlı İmparatorluğu vs.) iktisadi çöküntüler ve fiziksel çöküntüler yaşadılar. Endüstri 1.0 büyük zenginlikler getirmesine karşın rekabet kavramı da ortaya çıkmıştır.

  1. yy başlarında Henry Ford 2.nesil Endüstri devrimi yani Endüstri 2.0’ı başlattı. Henry Ford otomobil üretmek istiyordu. Ancak otomobil üretmek pahalıydı. Otomobil almak için insanlar sıraya girdiğinden otomobil almak da pahalıydı. 1800’lü yılların sonlarında Amerika da ilk kez seri üretim mezbahaları açılmıştı. Mezbahalarda kullanılan bu üretim bandı mantığını otomobilde de kullanmak istedi. Dünyanın ilk seri üretim arabası olan Model T’yi üretmeye başladı. Seri band üretimi aynı zamanda elektrik ile de desteklenmişti. 19yy sonunda elektrik makineleri ortaya çıkmıştı. Boyut olarak küçük ve verim olarak etkili olunca kısa süre içinde buhar ile çalışan makineleri sektörden sildiler. Çok kısa süre içinde seri üretim ve elektrik makine kullanımı artmıştı. Böylece tam anlamıyla Endüstri 2.0’a geçildi. Üretim artık çok daha ucuz, hızlı ve etkiliydi.

1960’lı yıllarda teknoloji de bir şeyler değişmeye başladı. Üretim dünyası içine yeni bir aktör girdi: Bilgisayarlar.1960’ın sonlarında bilgisayarlar fabrikalarda üretim sistemlerine dahil edilmeye başlandı. Yine aynı dönemlerde üretim robotları da ortaya çıkmaya başladı. Bir taraftan robotlar bir taraftan Bilgisayarlar üretim alanına girince Endüstri 3.0’a geçildi. Bu sanayi devriminde artık üretim bilgisayarların kontrolü altındaydı. Robotlar insanlardan daha hızlı ve etkili bir biçimde üretim yapabiliyorlardı. Bu durumda işçi sınıfı küçülmeye başladı. Eskiden mühendisler ve tasarımcılar bir otomobil vb. yapmak istediklerinde çizim masalarına geçmeleri gerekirdi. Ancak bilgisayarların devreye girmesiyle birlikte programlar ortaya çıkmaya başladı. (Autocad vb.) Fabrikada yapmaları gereken tek şey ise  tasarladıkları veriyi bilgisayarlara girmek oluyordu.

2011’e kadar bu sanayi devrimi ile devam edilirken özellikle Doğu ülkeleri batı ülkelerine karşı üretim alanında çok büyük bir tehdit oluşturdu. 2011-2015 arasında Doğu ülkelerinin (Çin vb.) yaptığı sanayi üretimi Batı ülkelerinin sanayi üretimini geçti. Batı ülkeleri tahtını Doğu ülkelerine kaybetmek üzereydi. Türkiye de ekonomik olarak batının bir parçası olduğu için bu tehditten etkilenen ülkelerin başındaydı. Buna karşılık Batı ülkelerinin çözümü aşağıdaki gibiydi:

  • Hız: İnovasyon hızını artırırlarsa dünya pazarına Çin’den önce yeni ürünler koyabilirlerdi.
  • Esneklik
  • Verimlilik: Çok daha az mal kullanarak çok daha fazla ürün üretebilir miyiz? Yani, Çin’den daha ucuz ve hızlı ürün üretebilir miyiz? sorusunun cevabını arıyorlardı.

Bunları sağlamak için kas gücünü sistemden çekmek gerekiyordu. Bu da Endüstri 4.0’ın işaretiydi. Yani insan faktörünü üretimde minimuma indirmekti. Kas gücünü yani insanı sistemde minimum tutulursa;

  • Sistem verimli çalışacaktı.
  • Üretim ucuzlayacaktı.

Bu planlar doğrultusunda Endüstri 4.0 kavramı 2012 yılında Hannover’de Teknoloji fuarında ortaya çıktı. Endüstri 4.0 kavramı için çok önemli olan 2 parametre vardı: Yapay Zeka ve Nesnelerin interneti. Şimdiye kadar süreci anlattık. Gelin şimdi bu parametrelere açıklık getirelim.

SANAYİ DEVRİMİNİN 4. AŞAMASI (ENDÜSTRİ 4.0)

Sanayi devriminin 4. aşamasında üretimin bütün süreçleri yapay zeka ve internet bağlantısı üzerinden diğer yapay zekaların iletişimi ile sağlanacak. Üretimden tüketime yapay zeka kontrol edecek. Tüketim eşzamanlı kontrol edilerek üretim artırılacak veya azaltılacak. Yani üretimin ne kadar efektif olacağının tamamına yapay zekalar karar verecek. Sistemde olan datayı kullanarak insan olmadan yapay zekalar üretimi gerçekleştirebilecek. Açıkça görebiliyoruz ki Endüstri 4.0, üretim süreçlerinde insanı tamamen dışlayacak. Endüstri 4.0 da amaç; üretimi olabildiğince ucuz, etkili ve verimli hale getirmek olacaktır.

BİR ÜLKENİN ENDÜSTRİ 4.0’A GEÇEBİLMESİ İÇİN NE YAPMASI GEREKİR?

  • Ekolojik Üretim: Üretim daha verimli, daha efektif olacağı için ülkeler israfı azaltması, karbon ayak izini azalması, minimum kaynak kullanması, minumum enerji ile üretimi sağlaması ve minumum çevre kirliliği sağlaması gerekir. Bugün Endüstri 4.0 ‘a geçen ülkeler Yenilenebilir Enerji sistemlerine yatırım yapmaktadır. Sağlıklı bir geçiş için ilk şartlardan biri ekolojik üretimi ve tüketimi artırmaktır.
  • Eğitim Sistemini tamamen değiştirmek: Teknoloji ilerledikçe birçok meslek grubu yok olduğu gibi birçok yeni meslek grupları da ortaya çıkmaktadır. 30-40 yıl önce makine mühendisliğine çok ihtiyaç varken şu an yazılım mühendislerine ihtiyaç oldukça fazladır. Endüstri 4.0‘a geçmek isteyen ülkeler insan yetiştirme standartlarını değiştirmelidir. Hazırlıksız bir şekilde bu sisteme geçildiğinde işsizlik büyük miktarda artacaktır. Yeni bir üretim sistemine geçerken eğitim sistemini ona göre organize etmek gerekir. Özellikle işsizliği azaltmak için ileride yok olan mesleklerle ilgili eğitim veren kurumların sayısını azaltabilir ya da kapatabilir. Yeni teknolojiyle ilgili mesleklerle ilgili eğitim veren kurumların sayıları artırılabilir.

TÜRKİYE’NİN ŞU AN Kİ DURUMU

Türkiye Endüstri 1.0 ve 2.0 devrimlerini kaçırdı. Endüstri 3.0’ı ucundan yakalayabildi. Teknik olarak geçse de standart haline şu anda getiremedi. Üretimde halen ülkemizde dengesizlikler var. Ülkemizde bir yandan geleneksel üretim devam ederken diğer yandan yeni nesil üretimler gerçekleşebiliyor. Kısa süre içinde bu dengesizliğin dengeli hale getirilmesi gerekir. Eğer Endüstri4.0’ı ülke olarak kaçırırsak 22-23yy’a kadar ülke olarak çok zor zamanlar geçirebiliriz. (Ekonomi, teknoloji vb.) Unutmamalıyız ki Endüstri 4.0 bir tercih değil, bir varoluş meselesidir. Güçlü ülkeler arasında kendimize yer istiyorsak bu devrime geçmek zorundayız.

 

  Umutcan POLAT

0 yorumlar

Yorumla


Bir Yorum Yazın